Ankara Film Festivali Sinemaseverlerle Buluşmaya Devam Ediyor!

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 32. Ankara Film Festivali’nde Ulusal Uzun Film Yarışma heyecanı dün gösterilen 4 yarışma filmiyle başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen festivale 3. gününde de sinemaseverlerin ilgisi yoğundu.

Kültür - Sanat 09.11.2021, 10:16
Ankara Film Festivali Sinemaseverlerle Buluşmaya Devam Ediyor!

Ulusal Uzun Film Yarışması gösterimleri, 12 Kasım akşamı düzenlenecek Kapanış Töreni’nde sahiplerini bulacak ödülleri belirleyecek jüri üyeleri; Andreas Treske, Meral Efe Yurtseven, Selen Uçer, Seren Yüce ve Vecdi Sayar’ın katılımıyla gerçekleşti. Ulusal Uzun Film Yarışması heyecanı Erkan Tahhuşoğlu’nun filmi “Koridor”un gösterimi ile başladı. Festival takipçilerinin ilgi gösterdiği film sonrasında yönetmen Erkan Tahhuşoğlu, başrol oyuncuları Emel Göksu ve Ayşe Demirel, yapımcılar Zeynep Koray ile İris Tahhuşoğlu’nun katılımıyla bir söyleşi gerçekleşti.

Erkan Tahhuşoğlu: Koridor ilk baştan beri tek mekân filmiydi. Dolayısıyla mekân benim için önemliydi, tek mekân olmasının bir gerekçesi var tabii ki. Benim için önemli olan iki yaşlı kız kardeşin bir eve sıkışmışlığını anlatmaktı. Onun üzerinden yaşlılık nedir, yaşlılıkla gelen yalnızlık nasıl bir şeydir, o sıkışmışlık nasıl bir duygudur, bunların mekânsal ve görsel karşılıkları nelerdir? Dolayısıyla ister istemez tek mekân olmak durumundaydı zaten.

Emel Göksu: Senaryoyu aldığımda yazarı çok merak ettim. Gerçekten bizim yaş grubunun duygularını bu kadar güzel anlatan, hisseden senarist acaba kaç yaşındadır diye düşündüm. Ama gördüğünüz gibi çok genç yaşta ama bizim duygularımızı gerçekten çok güzel anlatmış, senaryoyu aldığımda çok beğenmiştim ve bana çok yakın geldi.

Ayşe Demirel: Ben de Emel gibi senaryoyu okuduğum zaman çarpıldım, çok beğendim. Tabii Ayşen ile çok eski arkadaşız o yüzden de kardeş olmakta hiç zorlanmadık. Kendi yaşlarımızı oynadık. 17 yaşından beri arkadaşız, çok güzel günlerimiz oldu, anılarımız oldu. Bir sürü yaşamışlıklarımız var. Bunların doğal olarak etkisi oluyor tabii.

Festivalde izleyiciyle buluşan bir diğer yarışma filmi ise “Sen Ben Lenin” oldu. Filmin yönetmeni Tufan Taştan, başrol oyuncuları Barış Falay, Saygın Sosyal ile yapımcılar Ali Bayraktar ve Zeynep Ünal film sonrası izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Tufan Taştan: Mümkün mertebe bir masal anlatmaya çalıştık. Bu anlatacağımız masalı da tek mekâna sıkıştırmakla birlikte bir şekilde kasvetli bir ortama girmemesine, seyircinin ya da masalı dinleyen insanın bir şekilde klostrofobik bir yere girmemesine çalıştık. Biz bunun aksine o masalın kendi dilinin ve zamanın geçebileceği bir şey yaratmaya çalıştık. Bu film iki oda bir salon bir yerde çekildi onun dışında gördüğünüz her şey bilgisayarda yapıldı. Barış Bıçakçı ile birlikte yazdık senaryoyu. Biraz daha bu ülkenin portatifi gibi bir şey kurmaya çalıştık.

Barış Falay: Bir tarafıyla siyasi bir boyutu var filmin belki ama absürditesi en az şu anki kadar çarpıcı bence, distopik halimizin bir versiyonu gibi. 2 yıl önce rüyamızda görsek şaşırdık der uyanırdık; hepimiz şu an maskelerle oturuyoruz, film üzerine yorumlar yapılıyor. Senaryo bence o absürditesine ve özel hissine sektördeki herkesi koşarak çağırdı. Herkes koşarak geldi ben dahil ve bir sürü arkadaşımın da böyle geldiğini biliyorum.

Festivalde dün gösterimi yapılan bir diğer yarışma filmi; Ferit Karahan imzalı “Okul Tıraşı” oldu. Sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği filmin senaristi Gülistan Acet, yapımcısı Kanat Doğramacı, oyuncuları Melih Selçuk ile Cansu Fırıncı ve yapım koordinatörü Ekin Zeytinler gösterim sonrası izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Gülistan Acet: Filmi izlerken ilk yarım saatini belki biz bunları acaba niye görüyoruz nereye bağlanacak duygusuyla izliyor izleyici ve bazen şunu bile duyduğum oluyor sadece revirde de geçse olurmuş duygusunu ediniyorlar ama filmde tesadüf olan boşa giden hiçbir şeye hizmet etmeyen ya da hikâyenin bakışına felsefesine hizmet etmeyen tek bir an bile yok. Zamanında müdahale edilemeyen öngörülemeyen şeylerin sonrasında nasıl kar topu efekti ile beklenenden çok daha büyük sorunları beraberinde getirdiğine dair bir sürü örnek var. Bütün bir Türkiye’yi bir yatılı okula sığdırdığımız hissini ediniyorum, seyirciden de aldığımız dönüş böyle.

Melih Selçuk: Ben de farkındalıktan çok bir hatırlama hissiyatı uyandırdı film okurken de oynarken de izlediğimde de. Yatılı kısmı çıkardığınızda ben de o coğrafyadan geliyorum, benim çocukluğuma çok benziyordu. Farkındalık oluşturmadı bende, hatırlatttı.  

Cansu Fırıncı: Benim askeri okulda yatılı olarak kaldığım 6 aylık bir deneyimim var. Dolayısıyla oradaki ortama yabancı değildim. Şiddetin aslında eğitme biçimi olarak kullanıldığı bir ortamda 6 ay geçirdim. Biraz beni o döneme götürüp geçmişteki yaşadıklarımla hesaplaşma, o duyguları tekrar hatırlama ve sorgulamaya yol açtı. Oyuncu olarak da iliklerime kadar minimal ve son derece gerçek ama sinemanın gerçeğinin çağırdığı o oyunculuğu da bana tattırmış oldu. Bu filmin benim donanımına çok şey kattığını söylemekte bir beis yok.

Festivalde günün son yarışma filmi Aydın Orak’ın yönetmenliğindeki “Sabırsızlık Zamanı”ydı. Filmin oyuncusu Pelin Batu, görüntü yönetmeni Vedat Oyan ve Aydın Orak film sonrası gerçekleşen söyleşide izleyicilerin sorularını yanıtladılar.

Aydın Orak: Filmin fikir olarak on beş yıllık geçmişi var. Senaryo aşamasının 5 yıllık süreci var. Çeşitli dönemlerde draftlar yazıldı. İki buçuk yıl önce, pandemiden hemen önce de filmi çektik. Her film gibi zorlu bir süreç oldu. O coğrafyada yaşayanlar biraz oradaki dinamizmi bilirler. Benim çocukluğum da orada geçti, ben de öyle bir çocukluk geçirdim. Çoğu lafı, sözü de çocukluğumdan aldım. Kendi çocukluğumdan bir çok şey var aslında filmde.

Pelin Batu: Ben özellikle Aydın bana bu rolü teklif ettiğinde şunu düşünmüştüm; Diyarbakır’da oyuncu olmayan çocuklarla birlikte günlerimi geçireceğim. Hakikaten onların öğretmeni gibi olacağım. Çocuklarla Pelin olarak ben ve filmdeki öğretmen karakteri olarak ben örtüştü. Bu büyük karakter yol gösterici olan ilham verici olan karakter onlara işe girin, para kazanın ya da hayatta şunu yapın diyen değil; hakikaten belli şeyleri sorgulayan daha çok feylezof bir karakterdi. Dolayısıyla benim için Eflatunumsu, hocası Socrat’tan da feyz alıp da soru soran, çok severek oynadığım bir karakterdi.

Günün ilgiyle takip edilen bir diğer gösterimi ise, Ankara Film Festivali’nin Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) ile ortaklaşa düzenlediği VEKAM Ankara Özel Gösterimi bölümünde gösterilen filmler oldu. Ele aldığı konu Ankara kent merkezi veya ilçeleri kapsamında bir araştırmaya dayandırılarak kurgulanmış olan Muhammed Murat Aslan’ın “Ankara Manzarası” ile Kerime Senyücel imzalı “Derman Eczanesi - Ecz. Niyaz Dermancı”; “Keçiören Islığı” ve “Vedat (Vahric) Aslangül” filmleri izleyiciyle buluştu. Gösterim sonrasında yönetmenler, VEKAM Başkanı Filiz Yenişehirlioğlu, belgesel kahramanları Niyaz Dermancı ile Dolun Gürerk’in katılımıyla gerçekleşti.

Kerime Senyücel: Özellikle belgesele Ankara’da yaşamış, değişik meslek dallarında çeşitli şekillerde emek vermiş Keçiören odaklı kişiler kimler olabilir, Ankara’yı, yaşadıklarını, aile arşivlerini Koç Üniversitesi arşivine kazandıracak birileri olabilir mi diye başladık. Arkasından bu belgeseller geldi.

Muhammed Murat Aslan: 2018 yılında bir sergi vesilesiyle Ankara Manzarası tablosunun orjinali Ankara’ya geldi. Ben de o dönem belgesel fikri arıyordum. Tabloyu gördükten sonra acaba böyle bir şey yapabilir miyiz fikrini Filiz hocama taşıdım, uzunca bir sohbetin ardından da çalışmalara başladık.

Filiz Yenişehiroğlu: Ankara üzerine araştırma yapan bir araştırma merkeziyiz. Ankara ile ilgili her dönem ve her konu bizim ilgi alanımıza giriyor.  Belgesel fikrine, Keçiören’de olmamızın da etkisi oldu. Keçiören’in çok değişen bir bölge olduğunu gördük. Türkiye’deki en büyük eksikliklerden birisi de bu değişimin yeterince belgelenmemesi oluyor. Biz bunun devam etmesini istiyoruz. Özellikle amacımız Ankara’nın sessiz kalmış yüzlerini ortaya çıkarabilmek. Ankara’yı Ankara yapan, değerlerini oluşturan, döneminde yaşanabilir kılan, insancıl davranışları, bakış açıları ve yaklaşımlarıyla mutlu bir kent yapmış olan Ankaralılar ve onların yaşamlarını yansıtarak hem geleceğe örnek olmak hem de çevrelerini anlatmalarıyla beraber değişimi de göstermiş olacağız.

Festivalde Bugün!

Festivalde bugün (9 Kasım) Ulusal Uzun Film Yarışması filmlerinden Muhammed Çakıral’ın “Lacivert Gece”, Fikret Reyhan’ın “Çatlak”, Selman Nacar’ın “İki Şafak Arasında” filmleri Ankara’da ilk kez seyirciyle buluşacak. Filmlerin sonunda ekiplerin katılımıyla söyleşi düzenlenecek.

Erkan Tahhuşoğlu imzalı “Koridor”, Tufan Taştan yönetmenliğindeki “Sen Ben Lenin” ve Ferit Karahan'ın yönettiği “Okul Tıraşı” filmleri festivaldeki ikinci gösterimlerini gerçekleştirecek. Gösterim sonrası ekip izleyicilerin sorularını yanıtlamak üzere salonda olacak.

Ulusal Belgesel Film Yarışması filmlerinden Zafer Sevener ve Sibel Sümer’in “Araya Korona Girmeseydi…”; Metin Avdaç’ın “Tipi”; Mehmet Emre Battal’ın “Muhtaç” ve Ulaş Tosun’un“Merhaba Canım” ile Ulusal Kısa Film Yarışması filmlerinden Emir Aytemür’ün “Buz İçin Çığlık”, Fehmi Öztürk’ün “Bir Annenin Sonatı”, Nuri Cihan Özdoğan’ın “Aynı Gecenin Laciverti”, İlker Köklük’ün “Konsensüs”, Ömer Faruk Yardımcı’nın “Hasat”, Onur Güler’in “Yara”, Doğan Belge’nin “İnşaattaki” ve Okan Akgün’ün “Güzel Havalar” Ankara izleyicisiyle festival kapsamında son kez buluşacak.

Simon Holy’nin 2021 Karlovy Vary Film Festivali’nde East of West bölümünde prömiyerini yapan, Y kuşağının ilişkilerine, hayallerine ve endişelerine ışık tuttuğu filmi “Karanlıktaki Aynalar / Mirrors in The Dark”; Daria Kaschcheeva imzalı kısa film “Daughter”; Georgis Grigorakis’in bir baba-oğul ilişkisini konu alan, 2020 Berlin Film Festivali Panaroma bölümü CICAE Ödülü, 2020 Selanik Film Festivali Jüri Özel Ödülü Gümüş İskender’i kazanan filmi “Kazıcı / Digger” ve “Buñuel’in Filmlerini Hatırlıyoruz” bölümü filmlerinden Luis Buñuel’in 1967 yapımı filmi “Gündüz Güzeli / Belle de Jour” festivalde gösterilecek günün diğer yapımlar.

Yorumlar (0)
10
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce hangi çift evliliğe daha yakın?
Sizce hangi çift evliliğe daha yakın?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 14 26
4. Fenerbahçe 14 24
5. Alanyaspor 15 24
6. Galatasaray 15 23
7. Başakşehir 14 22
8. Karagümrük 14 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Antalyaspor 14 18
13. Altay 15 18
14. Gaziantep FK 14 18
15. Giresunspor 14 16
16. Kayserispor 14 16
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Erzurumspor 13 28
2. Ümraniye 13 27
3. Ankaragücü 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Tuzlaspor 13 21
7. İstanbulspor 14 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Gençlerbirliği 14 20
10. Samsunspor 13 19
11. Adanaspor 15 19
12. Menemenspor 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Arsenal 14 23
6. Tottenham 13 22
7. M. United 14 21
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Leicester City 14 19
11. Crystal Palace 14 16
12. Brentford 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Southampton 15 16
15. Everton 14 15
16. Leeds United 14 15
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 14 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 15 36
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 15 29
6. Rayo Vallecano 15 24
7. Barcelona 15 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 15 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 15 16
15. Granada 15 15
16. Deportivo Alaves 15 14
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7