Tayland'da böcek yeniyor mu? İşte cevabı...

Bir gün İstanbul'da yabancı bir arkadaşımı gezdiriyorum. Bizlere özgü, yani Türklere has yemekleri tatmak istediğini söyledi. Etrafa sordum araştırdım. Üsküdar'da meşhur bir kelle paçacı varmış, adresi de verdiler, 'Oraya götür' dediler. Ben de hayatımda bugüne kadar ne kelle paça yedim, ne de işkembe çorbası içtim. Bahane ile ben de tadarım diye düşündüm.

Hayatın İçinden 20.10.2021, 22:07 20.10.2021, 22:40
Tayland'da böcek yeniyor mu? İşte cevabı...
Tayland'da böcek yeniyor mu? Tayland yemek kültürü nedir? Türk mutfağı ve dünya mutfaklarındaki farklılıklar nelerdir? Uzun yıllardır Tayland'da yaşayan turizm rehberliği yapan Tolga Kıvılcım, Snob Magazin okurları için kaleme aldı... Tayland'a tatile gelen turistlerin hemen hepsi, gittikleri turistik yerlerde bu tarz böcek satıcılarını görürler. Peki gerçekten de Tayland halkı bu böcekleri yiyor mu? Ya da bu soruyu sormak ne derece doğru? Sorulması gereken soru gerçekte bu mudur? Şimdi sizlere bu soruların cevaplarını vereceğim. Şahsen 2008 yılından beri Tayland'da yaşayan biri olarak, bu tarz böcekleri yiyen tek bir Taylandlı görmediğimi söylesem hiç yalan olmaz. Genelde bu tarz böcekleri turistler görsün ve fotoğraf çeksinler diye satarlar. Zaten bu tarz böcekler çoğunlukla turistik yerlerde satılır. Bu satıcıları lokal yerlerde çok nadir görürsünüz.

Bir gün bir misafirimle gezerken bir seyyar satıcı ile karşılaştık. Çeşit çeşit böceklerin satıldığı bu tezgah, misafirimin hemen ilgisini çekti ve tadını da çok merak etti. Zaten Tayland'a gelmeden önce internetten yaptığı araştırmalarda, kendisinde en çok merak uyandıran ve ''mutlaka tecrübe etmeliyim'' dediği konuların başında da bu böcek tezgahları geliyormuş. Biraz meraklı gözlerle tezgahı inceledikten sonra, seçeneklerin içerisinde gözüne en makul gelen akrebin tadına bakmaya karar verdi ve satıcıya siparişini verdi. Satıcı akrebi bir şişe geçirdi ve misafirime uzattı. ''Buyrun afiyet olsun!''. Misafirim önce elindeki akrebe, sonra da satıcıya baktı. ''Teşekkür  ederim. Peki bunu nasıl yemem gerekiyor?'' diye sordu satıcıya. Satıcının verdiği cevap ilginçti. "Nasıl yendiğini ben nereden bileyim? Bunları yiyen sizsiniz! Ben bunları yemiyorum. Sadece satıyorum" olmuştu.

Düşünsenize... Satıcı size akrep, örümcek, kurt, çekirge ve bu tarz kızartılmış böcekleri satarak geçimini sağlıyor, sonra gidip öğle yemeğinde ıstakoz ve karides yiyor.Benim işim turizm. Senelerdir Tayland'ın çoğu turistik ve lokal yerlerinde hem yaşadım hem de çoğu şeyi bizzat tecrübe ederek öğrendim. Bunların içerisinde Tayland ile ilgili olarak tam bir şehir efsanesi olan bilgiler de vardı, mutlak gerçek olduğu halde enteresan bir şekilde hiçbir yerde adı duyulmamış olan şeylerde... Dolayısıyla da hem siz okuyuculara hem de buraya benimle birlikte Tayland'ı gezmeye ve Tayland'ın bilinmeyelerini keşfetmeye gelmiş olan misafirlerime duyduklarımı değil, gördüklerimi ve tecrübe ettiklerimi aktarmayı kendime hedef edindim. Bu nedenle de Tayland'ı gezmeye gelen, Tayland ve Uzak Doğu kültürünü merak eden turistlere doğru bilgiyi verebilmek adına, her konuda olduğu gibi bu konuda da bir çok araştırmalar yaptım. Çünkü yaptığımız gezilerimiz esnasında konu eninde sonunda mutlaka böcek satıcılarına gelir ve Tayland yemek kültürü ile ilgili hararetli sohbetlere dalardık.

Yaptığım araştırmalar sırasında yerel insanlara sorduğum sorulara aldığım cevaplar, genelde ya "Hayır hiç yemedim" ya da "Zamanında dedem gençliğinde çekirge yermiş" oluyor. Bundan yaklaşık iki sene kadar önce, dönemin Tayland Turizm Bakanı ile birebir sohbet etme ve herkesin merak ettiği bu soruyu kendisine sorma imkanım oldu. Kendisine daha önce Türkiye seyahatinde de eşlik etmiştim ve böyle bir sorudan rahatsızlık duymayacağına ve bana objektif olarak bir cevap vereceğinden emindim. Bana verdiği cevap çok ilginçti ve beni son derece derin düşüncelere sevk etti.

Tayland...
Dünyanın en güzel ve en lezzetli deniz ürünlerini, en ucuz fiyata tadabileceğiniz yegane ülke! Binlerce çeşit tropikal meyveleri olan, gülen insanların ülkesi! Tayland'da sadece organik tarımın yapıldığını, kimyasal tarım ilaçlarının kullanımının yasak olduğunu ve tarımda bu ilaçları kullananlara çok büyük cezaların verildiğini biliyor muydunuz? Seneler önce Tayland hükümeti, insan ve çevre sağlığı için endişe verici olan toksik kimyasalları ve tarımsal faaliyetlerde kullanılan glifosat, klorpirifos ve paraquat gibi zararlı kimyasalların üretilmesini veya ithal edilmesini yasaklama kararı aldı. Tayland hükümetinin aldığı bu karar, Ulusal Tehlikeli Maddeler Komitesi tarafından onaylanırken, yasaklanan kimyasal maddelerin imha edileceği belirtildi. Yasakta tarımsal ürünler bulunmamakla birlikte Taylandlı çiftçiler, Tayland hükümetinden aynı zamanda ABD gibi kimyasallara izin veren ülkelerden tohum ithalatının da yasaklanmasını istediler. Bu gelişmeler sonucunda Tayland Tarım ve Kooperatifler Bakanlığı yetkilisi, “Tayland'ın organik tarıma yöneldiğini ve kimyasalları imha edeceklerini, çünkü güvenli ve sağlıklı olmadığını” söyledi.Tayland’ın aldığı bu karar, BioThai gibi yerel aktivist hareketlerin büyük bir başarısıydı. Buraya gelen misafirlerimden bazıları, zaman zaman kendilerine yabancı olan Uzak Doğu'ya özgü tropikal bazı meyve ve sebzelerin kokularından rahatsız olduklarından dem vuruyorlar. Ben ise onlara her zaman şöyle söylüyorum. ''Bu aldığınız koku, sağlığın kokusudur. Tayland'da organik tarım esastır. Burada gördüğünüz tüm meyve ve sebzeleri hiç çekinmeden gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz ve hatta yemelisiniz. Çünkü, ülkenize döndüğünüzde bir daha böyle sağlıklı yiyecekleri bulamayabilirsiniz.''
Ayrıca biliyorsunuz ki Tayland dünyada sokak yemekleri ile nam salmış bir ülke. Bunun yanı sıra Tayland mutfağı, dünyanın sayılı mutfakları arasında gösterilmektedir ve dünyanın dört bir yanından, sırf Tayland yemeklerini yerinde tatmak ve yapılışını öğrenmek için azımsanmayacak kadar çok turist geliyor. İnsanlar burada en basitinden 2 kuruş paraya 1 menü (tavuk, pilav, çorba) yiyebiliyorken, niye böcekle karnını doyursun ki? Meselâ bir gün yolunuz Bangkok'un en son açılan turistik mekanı olan Asiatique Gece Pazarı'na düşerse, otoparkın hemen girişinde timsah çevirme yapıldığını görürsünüz. Bildiğiniz kuzu çevirmenin, timsah olanı. Sırf turistler görüp gelsin, fotoğraf çeksin ve belki de merak edip tatmak için para ödesin diye. Şimdi ''Tayland'da insanlar timsah da yiyorlar!'' mı diyeceğiz? Elbette hayır! Biraz da insanları yaşadıkları coğrafyaya göre değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'ye götürdüğüm Taylandlı ve Uzak Doğulu turistler ne zaman bana kokoreçin ne olduğunu sorsalar, ne cevap vereceğimi ve kokoreçi onlara nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bir şekilde söylediğimde de hepsinin ağzı açık kalıyor. Ülkemize gelen yabancı birine kokoreçi anlatmayı bir denemenizi öneririm. Nasıl zorlandığınıza siz de şaşıracaksınız. Bizler kokoreç yiyoruz. Var mı bunun ötesi? Üstelik ben kokoreçi çok severim ve Türkiye'ye her gittiğimde ilk işim, kokoreç ve midye dolma yemek olur.

Size bir anımı anlatayım. Bir gün Istanbul'da yabancı bir arkadaşımı gezdiriyorum. Bizlere özgü, yani Türklere has yemekleri tatmak istediğini söyledi. Etrafa sordum araştırdım. Üsküdar'da meşhur bir kelle paçacı varmış, adresi de verdiler oraya götür dediler. Ben de hayatımda bugüne kadar ne kelle paça yedim, ne de işkembe çorbası içtim. Bahane ile ben de tadarım diye düşündüm. Neyse atladık taksiye, gittik o meşhur restorana ve siparişleri verdik. Bu arada mekanın harika bir Boğaz manzarasının olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sırf o manzara için bile o yolu gitmeye değer. Siparişi verdikten bir süre sonra 2 büyük kase geldi önümüze. Ben kelle paçanın ismi öyledir, yemeğin kendisi öyle değildir diye biliyordum ama... Hani "yengen" veya "imam bayıldı" gibi. E yemek gerçekten de kelleymiş? Ben kaşığı bir daldırdım kaseye, abartmıyorum koca bir göz bana bakıyor. Kirpikleri bile vardı yani o derece. Hiç unutamam, misafirimin yanında kusmamak için zor tutmuştum kendimi. O yüzden ''iğrençler, leş gibi kokuyorlar'' diyerek başka kültürleri aşağılamadan veya onları yermeden önce, durup bir kendimize bakmamız gerekiyor sanırım. Tayland'dan önce iki sene Rusya ve Sibirya'da yaşadım. İtiraz edecek olan yoktur herhalde ama biz Rusları hep alkolik biliriz öyle değil mi? Gerçekten de çoğunluk öyledir. Ilk gittiğimde gündüz vakti sokakta yürüyen, daha doğrusu yürümeye çalışan sarhoşları görünce ne çok yadırgamıştım. Sonra gözlemledim ve düşündüm. Bu insanların eksi 30-40 derece soğukta evde oturmak dışında yapabileceği hiçbir aktivitesi yok. Bizler gibi sahile gideyim de iki bira içeyim, sinemaya gideyim de bir film izleyeyim veya kafeye gideyim de oturayım diye bir lüksü hiç yok. Bu soğukta yapabildiği tek şey, evde oturup içki içmek. Yada hiçbir şey yapmayıp, düşünmekten kafayı yemek. Evimin penceresinden dışarıyı seyrederken, kör kütük sarhoş olduğu halde karlar içinde düşe kalka, yuvarlana yuvarlana evimin karşısında ki marketten bir kasa bira alıp, yine karların içinde düşe kalka evine dönmeye çalışan sarhoş insanları gördüm kendi gözlerimle. Boş zamanlarımda pencereden film izler gibi saatlerce izlerdim bu insanları.

Nihayetinde onların da hayatları bu. Ne yapacaksın? Fransızlar mesela... Fransızların en çok beğendiği ve en fazla tükettiği etin ne eti olduğu biliyor musunuz? Eminim herkesin ilk aklına gelecek olan, ya domuz ya da inek etidir herhalde. Bilemediniz! Fransızlar en çok at etini severler. Fransa'da en çok tüketilen et, at etidir. Dolayısıyla da en fazla rağbet gören ve kapısında kuyruk olan restoranlar da bu et ürünlerini satan restoranlardır. Bu durum, Italya ve Ispanya için de aynen geçerlidir. ''Bu konunun özellikle Tayland'a turist olarak gelenlerde büyük meraklar uyandırdığının farkındayım. Bu tarz böcek satıcılarının Tayland turizmine sağladığı katkılar ise yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse, Tayland halkı kesinlikle bu tarz böcekleri yiyerek beslenmiyor. Sadece Isan bölgesinin, Kamboçya sınırına yakın bölgelerinde yaşayan insanlardan bazıları tüketiyor bunları. Büyük şehirlerde veya turistik yerlerde bunları yiyen bir Asyalı görürseniz, bu kişiler genelde Tayland'da yaşayan Asyalı göçmenlerdir. Ancak şunu da belirtmekte büyük yarar var. Bu tarz böcekler eğer hijyen kuralları göz önünde bulundurularak uygun ortamlarda yetiştirilir ise, son derece protein kaynağı olan besinlerdir. Gelecekte sadece Tayland ve Asya halkı için değil, tüm insanlığın bir numaralı besin kaynağı bu böcekler olacaktır.'' İsterseniz Asya veya Avrupa gibi çok uzak diyarlara gitmeden, direkt kendi içimizden ufak bir örnek vereyim. 80'li yılların sonlarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir kaç sene yaşama fırsatım oldu. Aynı coğrafyaya ve aynı kültürel özelliklere sahip bir milletin beslenme kültürü bu kadar mı farklılık gösterir?Halen daha aynı mıdır bilmiyorum ama, o zamanlar Kıbrıs'ta kırmızı renk domatesler çöpe atılırdı. Manavlarda en çok aranan domatesler yeşil renk olan, yani henüz olgunlaşmamış domateslerdi ve biz ailece kırmızı renk domates bulabilmek için manav manav gezerdik.

İlk kez orada tattığım Hellim peyniri ise bugün hala favori peynir çeşitlerimden biridir ve düzenli olarak Tayland'a getirtirim. Yine Sibirya' dan bir anımı anlatmak istiyorum. Bir gün çalıştığım yerin arazisinden, araziyi korusun diye aldığımız özel yetiştirilmiş eğitimli köpekler kayboldu. Tekrar yenisini getiriyoruz, bir süre sonra onlar da kayboluyor. Getirdiğimiz köpekler de öyle sıradan köpek değil. Araştırmalarımız sonucunda köpeklerimizin başına geleni bulduk. Kırgızistan, Kazakistan ve bunun gibi çeşitli Türk devletlerinden gelen çalışanlarımız vardı. Meğer bazı çalışanlarımız, sırf bel soğukluğu hastalığına iyi geldiğine inandıkları için, hasta oldukça kesip kesip yiyormuş köpeklerimizi. Hepsi değil elbette. İstisnai bir durum da olabilir belki ama şahit olduğum olay birebir buydu. Uzun yıllardır İspanya'da yaşayan ve müzisyenlik yapan kardeşimin, bu konuda bana yazdığı bir mesajı sizinle paylaşmak istiyorum. Farklı bir kültürden gelen farklı bir bakış açısının, bu konuya ayrı bir zenginlik katacağını düşünüyorum. ''İspanya'da en çok beğenilen et gurubundan ve yiyeceklerinden biri de, pirinç ve kandan (bildiğiniz kurumuş kan) yapılmış sosis benzeri bir yiyecek. İspanyollar bunu genelde mangal partilerinde tüketiyorlar. Aralarında, benim de kokoreçi sevmediğim gibi (tamamen psikolojik sebepler ile neyden yapıldığını bildiğim için midem kaldırmıyor) bazı İspanyollar'da bu yiyeceği sevmez. Bunun dışında Caracol denen bir yemekleri var. Bu da genelde içki yanında gelen, sosu muhteşem koksa da bakmaya bile dayanamadığım salyangoz haşlama oluyor. Bunu da herkes tüketmiyor elbette. Ama var. Ayrıca kız arkadaşım İspanyol. Bazen Türk kültürü ve mutfağından konuşuruz. Beyin yiyor oluşumuz, kelle paça ve bunun gibi sakatatlar tüketiyor oluşumuzu anlayamıyor. Yadırgamıyor tabi ama ona garip geliyor. Tıpkı İspanya'da yenen pek çok şeyin bana da garip geldiği gibi. Kültürler farklı farklı. Bazı kültürlerde (tıpkı senin anlattığın köpek olayında olduğu gibi) bazı tüketim geleneğini tüm ülkeye bağlayıp, o ülke insanına hakaretler etmeden önce bir durup düşünmek ve elbette araştırmak gerekiyor. Yarasa çorbası çok güzel bir örnek olur sanırım. Sırf fotoğrafta çekik gözlü birileri olduğu için, Amerika Birleşik Devletlerinin Havaii eyaletinde çekilmiş yarasa çorbası fotoğraflarından dolayı, en yakın arkadaşlarım da dahil Çinliler'e ne hakaretler edildi. Yılan yedikleri için dalga geçildi.

Ama gel gör ki, yenebilecek türde olan bir deniz yılanının tüketilmesi insanları sinirlendirirken, iş erkekliğe geldiğinde "Askerde yılan yedik oğlum!" diye hava atmaktan da geri kalmayan insanlarımızın olduğu bir ülkemiz var.'' Sonuç olarak her kültürün, her bölgenin ve hatta her bir bireyin kendine has bir özelliği, yöreye has bir kültürü ve o kültüre özgü de gelenek ve görenekleri vardır. O yüzden farklı kültürleri yargılamadan önce bir durup düşünmeli, mümkünse sebeplerini araştırmalı ve her şeyden önce de kendi kültür ve alışkanlıklarımızın da farkında olarak, önyargısız bir şekilde konuya bakmalıyız. Ben ne zaman yabancı bir ülkeye gitsem, hep o ülkenin güzelliklerini görmeye çalışırım. Çünkü o ülkeyi sevmek isterim. Ne zaman da kendi ülkem aklıma gelse, hep dünyanın bu en güzel ülkesinin düzeltilmesi gereken yönlerini düşünürüm. Çünkü yabancıların ülkemi sevmesini isterim. Pandemisiz günlerde, Tayland'da görüşmek üzere!

Yorumlar (0)
12
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce hangi çift evliliğe daha yakın?
Sizce hangi çift evliliğe daha yakın?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 15 27
3. Fenerbahçe 15 27
4. Hatayspor 15 26
5. Başakşehir 15 25
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 15 18
17. Göztepe 15 14
18. Öznur Kablo Yeni Malatya 15 14
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 15 10
Takımlar O P
1. Ankaragücü 15 30
2. Erzurumspor 13 28
3. Ümraniye 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Samsunspor 14 22
7. Tuzlaspor 13 21
8. İstanbulspor 14 20
9. Kocaelispor 14 20
10. Gençlerbirliği 14 20
11. Boluspor 14 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 14 18
14. Bursaspor 14 17
15. Manisa FK 15 17
16. Denizlispor 14 15
17. Ankara Keçiörengücü 14 14
18. Altınordu 15 13
19. Balıkesirspor 14 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Tottenham 14 25
6. M. United 15 24
7. Arsenal 15 23
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Aston Villa 15 19
11. Leicester City 15 19
12. Everton 15 18
13. Brentford 15 17
14. Crystal Palace 15 16
15. Leeds United 15 16
16. Southampton 15 16
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 15 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Valencia 16 22
9. Athletic Bilbao 16 21
10. Osasuna 16 21
11. Espanyol 16 20
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 16 16
15. Granada 15 15
16. Elche 16 15
17. Deportivo Alaves 15 14
18. Cádiz 16 12
19. Getafe 16 11
20. Levante 16 8