Bizi Takip Edin

Covid-19 ve Bağışıklık

2020 yılında COVİD-19 tüm dünyayı derinden etkileyen bir salgın olarak hayatımıza girdi. Bugüne kadar dünyada 33 milyondan fazla insan virüse yakalandı ve 1 milyonu aşkın kişi hayatını kaybetti. Ülkemizde ise 300 bin kişi virüse yakalanırken 8 bin civarında vatandaşımız hayatını kaybetti.

COVİD-19 virüsüne hazırlıksız yakalanmamıza rağmen şimdilerde hayatımızın bir parçası haline gelmektedir. Salgının ilk günlerinde Dünya Sağlık Örgütü dahil tüm bilim camiası maske takılmasının gerekli olmadığını sadece sağlık personellerinin maske takması gerektiğini söylerken şimdi maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğu günleri yaşıyoruz. Virüs çoğalırken biz onu öğreniyoruz.

Diğer taraftan bu salgın sürecinde hayatımıza çok önemli bir slogan aldık. “Evde kal”

İlk defa tüm dünya aynı slogan etrafında toplandı.

Kimimiz bunu izolasyon/karantina olarak algıladık, kimimiz hücre hapsi olarak algıladık. Marketlerdeki tüm ürünleri bilinçsizce boşalttık. İhtiyacımızdan çok daha fazla besin maddesini evlerimizde depoladık. Dengesiz, karbonhidrat açısından çok zengin beslenmeye başladık. Televizyon, bilgisayar ve internet oyunları karşısında hareketsiz bir döneme girdik. Panik yaptık ve internetten alışveriş yapma çılgınlığına girdik. İşte bunların hepsi hayatımıza bir anda giren o virüs yüzünden oldu. Bir tarafta ne yapmasını çok iyi bilen bir virüs, diğer tarafta ne yapmasını bilmeyen, panik olan, evde kalmayı hücre hapsi sanan biz insanlar. Hayat sahnesinde bunlar olurken sağlık çalışanları yüzyılın en büyük salgını karşısında canla başla çalışmaya devam ettiler. Minnettarız!

COVİD-19 hayatımızda herşeyi değiştirdi.

Bu dönemde artan rahatsızlıklar arasında kaygı bozuklukları, depresif belirtiler, sigara ve alkol tüketimindeki artış, stres seviyesindeki artış, travma sonrası kaygı bozuklukları ve uyku kalitemizdeki düşüş gibi sorunları sıklıkla görmeye başladık. Bedensel sağlığımızda da dengesiz beslenmenin getirdiği obezite sorunuyla karşılaştık.

Davranışlarımız değişmeye başladı. Sosyal davranış değişiklikleri, egzersiz yapmadaki düşüş ve beslenme bozuklukları sonucunda bağışıklık sistemimiz bu durumdan olumsuz yönde etkilendi. Tüm bunların sonucunda bağışıklık sistemimizde önemli düşüklükler meydana gelemeye başladı. Bağışıklık sistemimizin bizimle sağlıkla yol alabilmesi için düzenli spor yapmamız, dengeli beslenmemiz ve vitamin açısından vücudumuzu desteklememiz gerekiyor. Ama ne yazık ki biz bunların aksine COVİD-19 süreci dolayısıyla doğru olmayan bir yaşam tarzına geçmeye başladık. Özellikle kısıtlamalara bağlı olan; yeni online eğitim düzeni, birçok firmanın evden çalışmaya devam etme stratejisi, fiziksel aktivite için spor salonlarının kısıtlı kullanımı ile hareketsiz bir döneme girdik. Bunun sonucunda evde doğru beslenmeden uzak, karbonhidrat, şeker, yağ oranı ve glisemik indeksi yüksek beslenme tercihleri ile dengesiz ve sağlıksız bağışıklık sitemine sahip olduk. Bunların sonucu olarak öncelikle kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve iltihabi hastalıklara yakalanma riski arttı. Bu hastalıklar ile COVİD-19da en büyük risk grupları içine giriyor. Önceleri ileri yaş gruplarında risk faktörü olarak görülen bu hastalıklar artık genç ve orta yaşlı bireylerde de gün geçtikte riskli duruma geliyor. 

Peki bu dönemde nasıl bir hayat tarzına girmemiz gerekiyor?

Sağlıklı yaşam için bağışıklık sistemimizin dengede olması mutlaka önemli. Bağışıklık sistemimizi olumsuz etkileyen faktörleri hayatımızdan kısmen çıkartmaya çalışarak kendimizi daha sağlıklı günlere hazırlayabiliriz. Bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar; Stres: Pandemi ve karantina süresince tüm dünyada bu virüs ile karşılaşma korkusu gelişti. Süreci doğru yönetemeyen insanlarda strese bağlı olarak bağışıklık sistemlerinde zayıflamalar oldu. Dönemi anlayarak doğru geçirdiğimiz sürece stresten de uzak kalabiliyoruz. Sosyal mesafe ve maske kullanımı öncelikli olarak koruyuculuğu sağlıyor. Bunu yaptığımızda ve yeni yaşam tarzı olarak hayatımıza aldığımızda kendimizi korumuş oluyoruz.  Önlemleri almak ve uygulamak stres düzeyimizi azaltır ve buna bağlı olarak bağışıklık sistemimizi dengeye sokar. 

Spor:Kısıtlamalar süresince hareketsiz bir dönem geçirdik. Spor salonları kapandı ve sokağa çıkma yasağı olduğu dönemlerde evlerde hareketsiz kaldık. Kişisel olarak gayret etmeyenler dışında kilo alımları oldu. Düzenli yapılan fiziksel aktiviteler, kas erimesini engeller endorfin ve serotonin gibi bağışıklık sistemimizi desteleyen ve mutluluk veren hormonlar salgılatır. Kolesterol düzeyinin dengede olmasını sağlar. Kilo alımını ve kemik erimesini engeller. Bu süreçte 65 yaş üstü ve 18 yaş altı vatandaşlarımızın ilk dönem kısıtlamalardan daha fazla etkilendikleri görülmektedir. Bağışıklık sistemleri hem stres ile hem de hareketsiz kalarak tehlike altına girmiştir. İleri yaşlarda karşımıza çıkan kalp damar hastalıklarını, yüksek kolesterol düzeyini ve obezite problemlerinde artışlar görülmektedir. Ancak gelinen noktada tüm yaş grupları aynı riski taşımaktadır. O yüzden kısa yürüyüşler ve fiziksel aktivite herkes için bağışıklık sistemini düzene sokan bir hayat tarzı olacaktır. 

Beslenme: Evde kalınan süre içinde karbonhidrattan yoğun beslenme tercihleri ortaya birçok sağlık problemi çıkarmıştır. Obezite ve kardiyovasküler yükte artış öncelikli olarak gözeçarpmaktadır. Glisemik indeksteki artış ve diyabet riski gündemdeki sağlık sorunları arasındadır. Bu süreçte beslenme ve diyetetik uzmanları doğru beslenmenin nasıl olması gerektiği konusunda destek vermektedir. Vücudumuza aldığımız her besin maddesinin türü ve miktarı bağışıklık sistemimizi etkilemektedir. Yoğun karbonhidrattan uzak mevsim sebzeleri ve protein ağırlıklı beslenme programları hem stres düzeyimizi kontrol etmemize yardımcı olur hem de bağışıklık sistemimizi dengelememizi sağlar. Evlere stoklanan makarna dağlarından artık uzak durmak gerekiyor.

Vitaminler ve Mineral Takviyeleri:COVİD-19’un tüm hastalarda aynı şekilde ilerlemediği, insanlarda başka hastalıkların olması ve bağışıklık siteminin düşüklüğü ile hastalığın daha ağır ve travmatik geçirildiği görülmektedir. 

 Covid-19 ve Bağışıklık

Buna bağlı olarak bağışıklığımızı virüslere karşı korumada etkili olan vitaminler ve minerallerin dışardan takviye ile alınmasının korumada etkili olduğu bilinmektedir. Ama bunu yaparken hangi vitaminler ve takviyelerin alınması gerektiğini çok iyi bilmek ve bir uzmana danışmak gerekmektedir. Bağışıklık sistemi için çok önemli olan vitaminler D, A, C ve B (B6, B9 ve B12) vitaminleridir. Öncelikle vücudumuzun direncini korumada önemli olan bu vitaminleri doğal beslenme yolları ile almaya çalışmak gerekmektedir.  Bu vitaminlerin düzeylerinde önemli düşüşler görüldüğü takdirde hekiminize danışarak dışardan ek olarak alınması önemlidir. Bunların yanında çinko, demir ve selenyum mineralleri de bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Almanya ve Finlandiya gibi vitamin alımının yüksek olduğu ülkelerde bağışıklık sisteminin daha kuvvetli olduğu, buna bağlı olarak hastalıklara karşı daha dirençli olduğu görülmektedir. Bunun tam tersine İtalya ve İngiltere gibi vitamin düzeylerinin düşük olduğu ülkelerde COVİD-19’un daha yüksek seyrettiği görülmüştür. Dolayısı ile bu vitamin ve minerallerin doğru bir şekilde, uzman yönetiminde ve düzenli olarak alınması bağışıklık sistemini sadece COVİD-19’a karşı değil, bir çok bakteri ve virüs hastalıklarına karşı da korumaktadır. Ayrıca tüm bu vitaminlerin dengede olması stres ve kaygı yönetiminde de destek vermektedir. Görüldüğü gibi herşey birbiri ile bağlantılı ilerlemektedir.Doğru beslenme, fiziksel aktivite vestres üçlüsünü dengede tutmak dönemin en büyük hedefi olmalıdır. 


Prof. Dr. Tunç Akkoç

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı

Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı